SERÜVEN

2017-04-30 21:33:00

Herkes karlara bata çıka ilerleyen  kahverengi ata bakıyordu.Sahibinin dinmek bilmeyen kırbaçları  ve  kar fırtanasının içinde bata çıka zar zor ilerlelemeye çalışıyordu..Bütün bu olumsuzluklara rağmen  dik başlı  ve mağrur bir yapısı vardı.Açlıktan karnı içine çökmüş,gözlerinin feri sönmüştü.  Bu fersiz bakışlarda öyle bir anlam vardıki .sanki tek başına tüm dünyaya meydan okuyordu. Attan anlayan bir kişi zeki ve öteki atlardan farklı bir yapısı olduğunu hemen sezerdi.Hep böyle değildi yaşamı.Özel bir çiftlikte soylu bir anne babadan dünyaya gelmişti.Sahibi onun diğer atlardan farklı olduğunu keşfetti.Onu küçük bir tay iken yarış atı olarak yetiştirmek üzere annesinden ayırmışlardı. Engelli koşularda ,her engeli  aştığında sahibi tarafından şekerle ödüllendirilirdi. Hüzünle gözlerini kapadı . o sütlü kahveli şekerin tadı hala damağındaydı.Fırtınalı yağmurlu bir havada yeni sahibi olan kirli paslı ayyaş bu adam çiftlikten çalmıştı. O günden beri  ağır yükler taşımış ,aç bırakılıp yürümüyor diye kırbaçlanmıştı. Eski sahibinin bir gün kendini bulacağına dair umudu güç veriyor ayakta durmasına yardımcı oluyordu..Fakat o sahibine ulaşmak  için bir çaba sarfetmiyordu.İlk seferlerde kaçma girişiminde bulunmuş fakat başarılı olamamıştı. Her gün güneşin batışını sonrada karanlık geceyi yırtarcasına güneşin doğuşunu izlemek herşeye bedeldi.En büyük korkusu Kar fırtınasına yenik düşerek sahibini görmeden  bu dünyadan göçüp gitmekti.Gözlerini hafif kısarak Ufka doğru mağrur başını son bir kez kaldırdı. Bir adım atabilmek için ileriye doğru bir hamle  daha yaptı.Kırbaca &n... Devamı

SİHİRLİ AYNA

2017-01-09 13:47:00

   Leyla annesi babası öldükten sonra hayatta tek başına kaldı.  Hâlbuki Tanrıya ne kadar yakarmıştı annesi babası ölmeden kendi canını alması için. Her zamanki gibi tanrı duymamıştı onu. Yalnızlığın çaresizliğin ağırlığı üzerine çökmüştü. En sevdiği bordo koltuğa oturdu. Sıcak dumanı üstünde tüten kahveden bir yudum alıp gökyüzünden kopup özgürce savrulan karlara dalgın dalgın baktı. Sokak baştan aşağı beyaza boyanmıştı. Hiç kimse yoktu sokakta. Havada ölüm sessizliği hâkimdi. Sokakta ne bir çocuk çığlığı nede insan sesi vardı. Zaman kelepçelerinden kurtulup doludizgin sonsuzluğa ulaşma çabasındaydı sanki. Aldığı her nefes bir asra denk geliyordu. Birden düşünceleri çocukluğuna kaydı. Çocukken kar tutunca kartopu oynarlardı. Akşam yemeğinden sonra patlamış mısır eşliğinde bir taraftan karı seyredip bir taraftan sohbet ederlerdi. Leyla’nın çok mutlu bir çocukluğu olmamıştı. Şimdiki gibi çocukken de yalnızdı. Hiç sırdaşı, arkadaşı olmamıştı. Yaşamı beklentilerinin tam tersi yönünde gelişmişti. Çalışmak çok istemişti olmamıştı. Sonra hayata duyarsızlaşmış istek ve arzularından vazgeçmişti. Tek bir isteği kalmıştı. Tek hedefi güvencesi arkadaşı dostu olan annesi ve babasını kaybetmemek olmuştu.      Çocukluğundan beri anne ve babasından bile gizlediği tek sırdaşı dostu sihirli bir aynası vardı. Aynayı üniversitenin önündeki bir çerçiciden almıştı. Aynaya baktığında sadece yüzünü değil gözlerinin ötesine geçerek Leyla’nın ruh halini de gösteriyordu. Mutluluğunu da Mutsuzluğunu da olduğu gibi yansıtıyordu ayna. Bazen annesiz babasız bir gelecek nasıl olacak diye düşünürdü. O an korkulu ü... Devamı